Sensiz ama sen dolu
bir sabah daha
yayılıyor şehire.
Nerdesin hiç
bilmedim, ne teninde
battı, ne gözlerinde
doğdu güneş. Oysa hep
göğsünün sıcaklığı
vardı yanağımda.
Ellerimi hiç başı boş
bırakmadın.
Yalnızlığıma ortak
oldun saatlerce,
bilmedin.
Benim, seni
bilmediğim gibi!
Kimdin? ?
Kalabalık ve şarap
kokusunda, tokuşan
kahkahalara şimşek
gibi çaktın – bir
andı – tok sesinin
bir yumrukla boğazıma
dayanması.
Şaşkındım...hem de
çok, ismin nasıl
estiyse kulağıma, o
gün bu gündür hala
üşür yüzüme
bıraktığın alevler,
göğsümdeki
kıvılcımlar hala
uçuşur. Hiç gelmedi
mi soluğuna seni
sardığım tütün
kokusu?
Dumanımda kimimdin?
Sensiz ama sen dolu
bir sabah daha
yayılıyor şehirde.
Adımlar dökülürken
caddelere, seni
kovaladığım düşlerim
çekiliyor ayak
izlerinde. Hangi
kıyıda sus pussun
şimdi?
Hangi balıkların
izinde, yıldızlarla
kalaylarsın
yakamozları?
Deniz kenarından ne
zaman geçsem, dalar
giderim sebepsizce.
Kıvrımlarında
derinleşir ya rengi,
yutar ya şehri tepe
taklak... boğulur
sanki yalnızlığım.
Sen denizleri
seversin, ben küçük
balıkları. Ne ben
balık oldum oltanda,
ne sen deniz,
ayaklarımda.... yok
yok yine de sen
denizsin, tenine
kulaç attığım.
Dün gece...
söylemeden kimseye
bir şey yaptım.
Lacivert ipin ucunu
çektim hilalden ve
mavi atlası kurtardım
misinandaki iğneden.
Bu sabah ağına
dolaşmışsa güneşin
etekleri, livarından
çıkarsa birkaç yorgun
martı şaşırma, baş
aşağı getirdim
maviyi.
Dün gece...dün gece
sarhoştum ama ayık
bir sevdaydı
yüreğimde. Zik zaklar
vardı saman yolunda,
yıldızlar da
sarhoşmuş ben gibi.
İzlerini sürdüm, sana
geldi
balıkçı...ellerindeki
pullar... bu pullar
oltana takılan
yıldızlardan mı?
Ben de bekler dururum
o zaman dilek
yıldızlarımı.
Bunun içinmiş,
umudumdaki kırmızı
lekeler.
Oysa, titrese de
bitik mumun gölgesi
dudağımda, söylemem
gerekirdi seni
sevdiğimi, söyledim,
iyi de ettim. Daha ne
kadar saklardım ki üç
noktaların ardına
arzularımı, yüzünü
bilmeden hayalini
nasıl çizerdim
yastığımdayken.
Geceler hep göğsündü,
başımı yasladığım.
Düşlere düşerdim
siyah saçlarında,
öpüşen balıkları
kıskanır, küçük
buseler kondururdum
sinene. Sen
bilmezdin, deniz
şahitti ellerimle
sevişmeme.
Az saklamadım ki
seni, az yazmadım, az
çizmedim
ki...azlarla, azar
azar çoğalttım seni,
şimdilerde sen
çoğaldın, ben azaldım
bende.
Sensiz ama sen dolu
bir şehir, nerdesin
hiç bilmedim.
Kalabalık ve şarap
kokusu sonrasında
adımlar dökülürdü
caddelere ve deniz
kenarında buldum
kendimi. Kimseye
söylemeden bir şey
yaptım. Sarhoş ve tir
tir titreyişlerimde,
sevdiğin bir renge
buladım aşkı. Ne
kırmızıydı, ne beyaz.
Aşk lacivertti sende.
Bana gelmen için
boşuna toplamadım
akşamdan mavileri...
Bu kez de benim için
çık sulara balıkçı.
Benim için çevir
misinayı başın
üstünde, hayallerimi
sana bıraktım,
nasılsa dönüştürürsün
gerçeğe.
Bir gün ama bir gün
teninde uyaracağım
denizi.
Haydi şimdi rast
gele.