Favorilere ekle  Anasayfa yap  Tavsiye edin
    
Sevgi Bahçemiz

Tarih: Saat:    
 
                                              

2004  KASIM AY'ININ KONUSU

Tartışma Kültürü Üzerine-1
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi.
asportas@cu.edu.tr
 
TÜRKİYE CEPHEDE SAVAŞI KAZANIYOR FAKAT MÜZAKERE MASASINDA KAYBEDİYOR
Son günlerde ülkemizin doğrudan ilgi alanında olan Kıbrıs, Irak, AB ile ilgili
hareketli konuları basında tartışan dış politika uzmanları ve yazarları sık sık
"Türkiye cephede savaşı kazanıyor fakat müzakere masasında kaybediyor" diyorlar.
Bu söz çok anlamlı ve üzerinde durulmaya değer nitelikte. Bir ülkenin müzakere
gücü doğrudan ekonomik ve askeri güce bağlı olduğunu biliyor, ancak konunun bir
diğer boyutunu tartışmak istiyorum o da müzakereci ve konuyu tartışabilecek alt
yapıya sahip bireylerin yetiştirilmesi yani eğitime değinmek istiyorum. 
NE ARADIĞINI BİLEN TOPLUM DEĞİLİZ
Tartışma kelimesinin sözlük karşılığı "bir konu üzerinde, birbirine aykırı olan
görüş ve kanıları karşılıklı olarak söyleyip savunma işi", bir diğer ifade ise
"söz ya da yazı ile yapılan kavga" olarak ifade edilmektedir. Tartışma
kelimesini toplum olarak çok kullanıyoruz, ancak derinliğini ve önemini başta
eğitim kurumları olarak ne kadar biliyoruz ve uyguluyoruz? Bundan emin değilim.
Ancak en azından üniversiteler gibi felsefi temelli bilim ve araştırma
kurumlarının varlığı ve geleceğinin tartışma kültürüne verdikleri öneme bağlı
olduğunu batı üniversite tarihlerinden biliyoruz.
Tartışma aynı zamanda bir konunun enine boyuna irdelenmelidir. Bir şeyi
tartışabilmek için somut bir sorunun olması, bu soruna yönelik bir amacın ve
hepsinden önemlisi de o konu hakkında bütünsel bir bilgi birikimine sahip
olunmasıdır. Konunun bütünsel olarak diyalektik açıdan irdelenmesi gerekir.
Konunun diyalektik açıdan irdelenmesi içinde bağımsız düşünme yeteneğinin
gelişmesi gerekir. Bu konu ülkemiz insanın en ciddi eksikliğidir. Hiçbir yetkili
bir altının bağımsız düşünmesini istemektedir. Yetki tek elden toplandığı için
gerek sistem yapılsın gerek uygulamaya yapılan her eleştiri veya görüş oluşumu
sistem dışı olarak kabul edilmekte ve hızla bastırılmaktadır. Yetki kullanımı
olmayan ve sorumluluk alamayan kişi de iş yapamamakta ve fikir
geliştirememektedir. Bir bireyin bir konuyu karşısındaki biri ile tartışabilmesi
için kişinin çok erken dönemlerde özgüven ile yetiştirilesi gerekir. Maalesef
ülkemiz insanının büyük çoğunluğunda başta belirli mevkilerdeki yetkililerde bu
eksiklik kendisini hemen göstermektedir. Bugün eğitim sistemimiz çocukluktan
yetişkinlik sürecine kadar (hata bazıları yaşamaları boyunca) sen bilmesin,
anlamasın, seni aşar, büyüklerin varken sana söz düşmez. Ortaöğretim yılarında
sen ders çalış sınavı kazan adam ol. Derseler ezbere ve test sistemine dayalı.
Kimse kitap oku kendini geliştir, hayatın sınavını kazan demiyor. Liseden gelen
yetersiz alt yapı ve tartışmanın bilinmemesi üniversitelerde de devam
etmektedir. Herhangi bir konuya farklı bir açıdan bakma, kritik etmek ve sonuna
kadar savını kitlelerin önünde savunabilme şansı maalesef üniversiteli öğrenciye
sunulmamaktadır. 
EN BÜYÜK HAZİNE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜDÜR
Bilgi toplumunun en önemli öğesi, sermayeden daha da önemli unsur olarak
yetişmiş insan potansiyelidir. Yetişmiş insan potansiyeli de, yalnız öğretilmiş,
elinde diplomaları olan dil bilen değil, aynı zamanda çok boyutlu ve bütünsel
bakabilmen ve düşünebilin, özgüvenli bağımsız düşünebilen, yaratıcı, evrensel
değer yargılarına sahip ve düşündüğünü doğru ifade edebilen kişilerin
yetiştirilmesidir. Bugün gelişmiş batı toplumlarının biricik hedefi ve rekabet
alanı yetişmiş insan gücünü elinde bulundurmadır. Beyin göçü ve gücü bu
çerçevede değerlendirilmektedir. Bizim de ülke olarak 21. yüzyıl eğitim
hedefimiz bu doğrultuda olmalı ve bu konuda taviz vermeden kararlı bir politika
izlememiz gerekir.
ÜNİVERSİTELERDE TARTIŞMA VE ARAŞTIRMA KÜLTÜRÜ ÖĞRETİLMEMEKTEDİR
Ülkemiz üniversitelerinde kâğıt üstündeki proje üretme ve dönem ödevleri pek
yararlı olmamaktadır. Batılı üniversitelerde öğrenim gören hocalarımız bilirler,
her hafta her derisin uygulaması varsa konu ile ilgili rapor ve tartışma
istenir, yoksa dersi ile ilgili literatüre dayalı ödev istenir. Bir şekilde
öğrenci bir konuyu nasıl ele alacağını her yönü ile inceler ve kritik yapar. Bu
nedenledir ki batıda eleştirel bakış açısı tabii erken dönemlerde ilköğretim,
orta öğretim ve nihayet üniversitelerde fikirlerin tartışıldığı ortamlar olarak
gelişir ve olgunlaşır. Batı toplumlarında özellikle üniversitelerde her tür
düşünce otorite tarafından şiddete dönüşmediği sürece toleransla karşılandığı
gençlik kendini en iyi ifade edebilmektedir. 
Bilgi paylaşıldıkça çoğalır öz değişi anlamlı. Tartışarak zenginleşmek, her
düşüncenin karşıtını alarak analiz ve sentez yeteneğinin gelişmesi çok
anlamlıdır. Olaylara farklı göz ile bakmasını bilmeyen kişi önüne konulan her
şeyi sorgulamadan yemesine benzer. İnsan beyninin de böyle çalıştığı
söylenmektedir. Uzmandalar insanın öğrenmesini kapasiteleri faklı postane
şebekelerine benzetmektedirler. Ne kadar çok okunur ve irdelenirse beynin
kapasitenin o denli arttığı ve olayları kavramaya o denli vakıf olduğunu
belirtilmektedir. 
Eğitim kurumalarımız mutlaka derslerde uygulamaya önem vermeli, öğrencileri her
türlü ön yargıdan arî olarak tartıştırma ortamı sağlamalıdır. Tek tek beyinler
durağan beyinleri yerine, çok sayıda kişinin tartışan ve ortak akılın yaratacağı
etkinin büyüklüğü belki ülkemizin önünü açacaktır. Kim bilir. Batıda gördüğümüz
"brain centre" veya "think-tank" merkezlerinin önemi çok açık. Buralarda her
türlü düşünme ve tasarım beyin fırtınası anlayışı ile sergilenmektedir.  
ÜNİVERSİTE ARAŞTIRI,  KİŞİ BİLİR
Kişiler "bilir", üniversiteler araştırı. Bilmek, ortaya çıkan gerçek hakkında
yeterli bilgi edinmektir. Araştırmak ise, o güne kadar belirlenmiş bir gerçeği
gün yüzüne çıkarmaktır; ya da bir bilginin yanlışlığını kanıtlamaktadır. Bu
bağlamda araştırma yaparken ilgili bilim disiplinlerinden yararlanmak ve
işbirliği yapmak gerekir. 
Bilim yapmak için üzerinde çalıştığınız konuyu inceleme için ön sezgilerin bilgi
birikimi ile bütünleştirip tartışılması gerekir. Bilimciler olarak olaylara
geniş ve çapraz açıdan bakmayan kişilerin yeni buluş ve dönüşüm yapma şansımız
var mı? Sorularını sormadan düşünmeden bilim yapılabilir mi? Eğitim kurumlarında
otoritenin belirlediği resmi düşüncenin dışındaki düşünceler zararlıdır diye
farklı düşünme ve ufukların gelişmemesi sonucu kişi profesör bile olsa kendi
verilerini tartışamamaktadır. Ünlü matematikçimiz Prof. Dr. Cahit ARF
"Üniversiteler gerçeklerin tartışılarak arandığı kurumlardır… Tartışma olmayan
yerler üniversite değildir…" diyor.  
Başta üniversiteler olmak üzere eğitim kurumlarımızın her düzeyde tartışmalara
halen kuşku ile bakması yanında, her düzeyde bilimsel konularda tartışma
geleneklerin olmaması ülkemiz insanının iyi müzakereci olmamsına neden olmuş
olabilir. Maalesef bugün üniversitelerimiz kendi bilimsel konularını
tartışmaktan uzak olduklarını görülmektedir. En büyük kanıtı da bilimde evrensel
boyuta geldiğimiz düzeydir. Bu anlamda yaratıcı, eleştirel bakmayı bilen kişiyi
bulmak, kaynak bulmak veya ayırmaktan önce gelmelidir. Başta eğitim kurumaları
olmak üzere değişik kurumlara istediğiniz kadar mali özerklik sağlansın eğer işi
yapacak kişi bilimsel düşünme, yaratma ve irdeleme yeteneğine sahip değilse
eldeki para ve donanımın bir anlamı olmayacaktır. Buradan çıkarılacak ders bizim
gibi ülkelerde yetişmiş nitelikli insan gücü yaratılması ve bunların doğru yerde
kullanılması gerekmektedir. 
Ülkemizin aydınlık geleceği, itaat eden insanlarla değil, düşünen, irdeleyen,
düşündüğünü her koşulda ifade edebilen insanlara borçlu olacaktır. Atatürk'ün
"Fikri hür, irfanı hür" nesil ancak o zaman ülkemizde değer olacaktır. Avrupa
Topluluğuna ancak bu anlayışla gireriz ve muasır medeniyetler seviyesini
yakalarız. Herkesin özgür düşünebilen, özgüvenli, bağımsız karar verebilen,
yaşama bütünsel bakabilen insanlara sahip çıkması dileği ile
.

 

 
Mayıs ayı konusu

Haziran ayı konusu

Eylül ayı konusu

Ocak 2005

2005 Şubat

2005 Mart

 

   

 

Copyright2001HC Bütün hakları saklıdır.H C şiirlerini izinsiz çoğaltmak Telif Hakları Yasası na muhalefettir
 
Sitemizde yayımlanan tüm eserler hak ve sorumluluklarıyla eser sahiplerine aittir